Dayanamaz Yersin
Sevgilim Sezai ile dört yıla yakın bir beraberliğimiz vardı.İlk zamanlarda bunu kendime çok fazla dert ediyor olsam da aramızdaki on beş yıllık yaş farkına rağmen herhangi bir sorun yaşamıyorduk ve Sezai beni gayet mutlu ediyordu. Onunla birlikteliğimizin üçüncü ayı filandı, bütün gay profil sitelerindeki profillerimi filan silmiştim. Bir zamanlar sevişip oral yaptığım tüm erkeklerin numaralarını da telefonumda engellemiştim, sadece arkadaş olarak görüştüğüm kişiler kalmıştı geriye. Bu kişilerden biri de Abdullah’tı. Onunla tanışmamız Sezai’den çok öncelere dayanıyordu. Sevgilisi Murat’tan ayrılmıştı o dönemde ve çok azgındı. İlk zamanlarda tipik seks sohbeti yaptığım biriydi ve kalın, damarlı penisi de çok hoşuma gidiyordu. O da sürekli beni sikmek istediğini söylüyordu. “Senin götünü sertçe siker dağıtırım, orospum yaparım seni”, diyordu bana, ben de “Lütfen götümün bekaretini al hadi sikici erkeğim”, diyor onu iyice azdırıyordum. Bir gün Apo’yu kimse yokken eve attım, epeyce sohbet ettik filan ama aklım da sürekli Apo’nun penisindeydi. Ben aslında o ana dek epeyce kişiyle birlikte olduğum halde utangaç biriydim. Konuyu oraya getirmeye çekiniyordum fakat Apo sıkıntımı anlamıştı.

Fermuarını açıp iri aletini bana sunarak: “Sucuk sever misin?”, dedi sırıtarak. “Sana böyle bir yarrak afiyetle nasıl yenir, dölleri keyifle nasıl yutulur öğreteceğim”. Hayatımda gördüğüm en güzel penisti bu, insan açlıkla yemeğe nasıl saldırırsa ben de öyle saldırdım o yarrağa o gece. Apo’nun yarrağını emdikçe daha da irileşip sertleşiyordu. O gece öyle çok sperm ve zevk suyu yuttum ki anlatamam, Apo’nun spermleri de tahmin ettiğim kadar nefisti. Apo beni üzerine yatırarak göt deliğimi yalayıp içine dilini sokarken ben sürekli emiyordum onu. İki kez dolu dolu ağzıma akıttıktan sonra, “Haydi daha döl yutmaya doymadın mı Mehmet? Ver de şu götünü de bir sikeyim rahatlayalım beraber”, diyordu. Tabi söylemesi kolaydı, boğazıma bile sığmayan o kemik sertliğinde ve bilek kalınlığındaki aleti ben daracık bakir götüme nasıl sığdıracaktım ki… imkansızdı. “Doymadım ki…”, dedikçe Apo vermeye devam ediyordu ağzıma, götümü sikebilmek için taşaklarındaki son damlaya kadar bütün spermini bana vermeye hazırdı. Ben de onu oyalayarak boşaldıkça yutmaya devam ettim. Artık dördüncüden sonra dölü daha az geliyordu, “Vermeyecek misin bana?, dedi. “Ben kimseye vermedim Apo, korkuyorum”, dedim. “Söz veriyorum sana, çok tatlı ve yavaş şekilde sikicem, lütfen!”, dedi. Koskoca adamı siki ağzımdayken böyle yalvartmak hoşuma gitmedi diyemem ama cidden korkutucuydu benim için öyle bir aleti içime almak. O gece Apo’nun tüm ısrarlarına rağmen ona vermedim. Midem onu leziz spermleriyle dolu, onun kıllı göğsüne başımı koyup mutlu bir uykuya daldım…

Ve tabi götümün bekaretini kalkıp birkaç sene sonra Sezai’ye verdim. İlk zamanlarda çoğunlukla ben Sezai’yi sikiyordum, ayrıca sevgilimin penisini emmekten de mutluydum. Yani Apo’nunki gibi olmasa da fena değildi. Bir gece Sezai benden götümü istedi, sevgilime de mi hayır diyecektim, tabi ki demedim. Sezai hem deliğimi, hem de taşaklarımı yaladı önce. Sonra kafasını sürte sürte birden soktu içime. O an hissettiklerim çok tuhaf bir acı ve zevk karışımıydı. Bir süre acı devam etti ama sonra tamamen zevke odaklanmayı başardım. Sezai ile artık birbirimizi dönüşümlü olarak sikiyorduk. Onun bana arkadan sarılarak götümü sikerken bir yandan da eliyle sikime otuzbir çekmesi çok hoşuma gidiyordu ama tek sevdiği pzoisyon da bu gibiydi sanki. Bazı zamanlar yüz üstü uzanıp siktiriyordum kendimi ama sonunda gene aynı pozisyona geri dönüyorduk. Sezai ile ilişkimiz sadece sekse dayalı olmadığından bunu asla sorun etmiyordum. Sezai kadar entellektüel birikimi olan, çevresi tarafından sayılıp sevilen, muhabbeti iyi bir adamı bir daha nereden bulurdum bilemiyorum. Fakat yıllar geçse de aklım sürekli Apo’nın penisindeydi. Sezai’yi de aldatmayı istemiyordum ama artık Apo’yu içimde hissetmek istiyordum. Sonuçta Sezai’yi seviyordum ama Apo sadece götümü isteyen bir arkadaşımdı. Hala istiyor muydu bilmiyordum tabi.

Arada sırada Apo’yla görüşüyorduk ama artık seks muhabbeti yapmıyorduk. O genelde beraber olduğu kişileri anlatıyordu bana ve açıkçası biraz kıskanıyordum da. Hani güzel bir şeyi paylaşmak istemezsin ya, öyle bir şey. Evde anne babamın olmadığı bir Cumartesi gecesi onu geç bir saatte eve davet etmiştim. Sevgilim olduğunu bildiğinden artık seks beklentisi olmadığına da emindim. Beraber bira içip son birkaç ayda yaptıklarımızdan bahsetmeye başladık. Arada sırada Apo’nun kucağındaki iri çıkıntıya gözüm takılıyordu. O lezzeti özlemiştim, buna emindim. “Hatırlıyor musun Apo, ilk bu koltukta ağzıma vermiştin?…” Kucağındaki kabarıklık hafifçe oynamıştı. “Ah hatırlamaz mıyım, çok açtın o gece ya…” Birden kıpkırmızı olduğuma emin olarak, “Şu anda istesem… emdirir miydin?”, dedim. “Sevgilin var senin ama Mehmet…”, dedi. “Biliyorum, onu çok seviyorum. Aşk ve seks aynı şeyler değil ki…” Apo bir süre düşündükten sonra, “Doğru ama arkadaşlığımızın bozulmasını da istemiyorum”. Uzanıp boynuna sarıldım ve sakallı dudaklarından öptüm, “Sen gerçekten de çok iyi bir arkadaşsın Apo”, dedim, bir yandan da pantolonunun üzerinden iyice sertleşmiş olan kalın penisini okşuyordum. Bir süre sonra kemerini çözüp fermuarını açtı ve işte o muhteşem organ yeniden bana sunulmuştu. “Umarım sonradan pişman olmazsın Mehmet”, dedi ama ben çoktan aletinin mantar kafasını ağzıma almıştım bile.

Apo’yu iki defa boşalttıktan sonra yatağa uzanarak devam etmek istediğimi söyledim. Apo’yla yatağa uzanmıştık ve onun vücudunu zevkle yalayıp okşuyordum. “Apo, deliğime sürtebilirsin ama sokmak yok, tamam mı?”, deyince büyük bir şaşkınlıkla bana baktı. “Emin misin?…” “Tabi ki eminim. Haydi ben uzanıyorum yüz üstü, sen de üstüme uzan ve sürtmeye başla”. Apo’nun sıcak nefesini ensemde, iri ve kıllı vücudunu üzerimde, koca penisini de popomun yanaklarının arasında hissetmek harika bir duyguydu. “Bu delik iyice acıkıp da isteyene kadar bu kocaman bifteği vermeyeceğim ona, sen hiç merak etme!”, diyordu. Oysa deliğim o kalın penisi bir an önce dibine kadar almaya hevesliydi. “Mmm biftek mi? Kulağa lezzetli bir şey gibi geliyor…” “O bifteğin tadını sen iyi biliyorsun zaten. Siktiğim bütün delikler de bu bifteğin tadını iyi bilir…” Bütün delikler dediğinde yine içimde o kıskançlığı hissetmiştim, o herkesin tadına bayıldığı biftek bu gece benimdi artık. Popomu o sürtündükçe Apo’nun penisine doğru bastırıyordum iyice kaldırarak. “İstersen ucundan biraz sokayım, bir de sen tadına bak. İster misin?”, deyince. “Hmm hmm”, dedim, “Peki sok ama sadece kafasını. Bakalım emerken duyduğum o lezzeti alabilecek miyim?”

“Deliğine de biraz akıtırsam bu sana da iyi gelecek Mehmet. Hem seni yatıştıracak, hem de deliğinin iştahını da açacak”, diyordu Apo üzerimde gidip gelirken. Penisinin kocaman kafasın deliğime her girip çıktığında zevkten ölecek gibi oluyordum. “Hazır benim gibi bir damızlık boğa bulmuşsun, neden tadını çıkarmayasın ki?”, diye soruyordu Apo. “Aslında çok haklısın, tadını iyice çıkarayım ben senin bu gece en iyisi”, dedim. Apo boynumu ve sırtımı öpüp yalayarak, “Mehmet rahat ol, ben iştahlı bir pasifin beni böyle kullanmasına bayılırım. Doyana kadar kullanabilirsin bu yarrağı… İstediğin gibi. Hazır Sezai de yokken…” Bir anda Sezai’yi aklıma getirmesi keyfimi kaçırır gibi olduysa da o boğanın altından kalkmaya hiç niyetim yoktu. “Belki Sezai de burada olsa, onu da sikerdin”, dedim, “Onun da senin nefis döllerinin tadına bakmasını isterdim valla”. Apo beni önce yüz üstü, sonra sırt üstü sikerek sonunda boşalmaya yaklaşmıştı. “Tam boşalırken çıkartıp ağzıma verir misin Apo?”, dedim, “Birden çok acıktım nedense…” Apo dediğimi yaptı ve gece boyunca da dediklerimi yapmaya devam etti. Apo’nun kulaklarının arkasından ayak parmaklarının arasına kadar vücudunda yalanmadık ve emilmedik hiçbir yer bırakmamıştım ama üç defa boşaldıktan sonra sonunda ben de yorulmuştum. Gece ona sarılıp uyumuştum. Sabah Apo’nun beni uyandırmamaya çalışarak yataktan kalkıp duşa gittiğini duydum. Gece olanları düşünüp, belki de bu bir daha olmayacak diye düşünerek peşinden ben de duşa girdim.

Suyun altında ona sarıldım, uzun uzun öpüşerek seviştik. Sonra birden beni duvara yasladı ve o harika organı yeniden zorla içime girdi. Duyduğum zevkle öyle çok inliyordum ki sesim banyonun fayans duvarlarında çınlıyordu. Üst kattaki komşunun oğlunun “Ohha lan çüşşşşş!”, dediğini duydum. Hakikaten de ohha ve de çüş denecek bir durumdu, böyle bir zevk hiç yaşamamıştım. Apo beni ben bunu ondan istemeden zorla sikiyordu. Apo’nun kocaman eli ağzıma kapanmıştı ve kalçalarımı tokatlaya tokatlaya makine gibi sikiyordu götümü suyun altında. Tepemizdeki duştan akan su bazen burun deliklerime doluyor ve nefes de alamıyordum ama o an ölsem dünyanın en mutlu ölüsü olarak ahirette madalya takarlardı eminim. Apo boşamaya yakın elini ağzımdan çekip mengene gibi sıktığı belimden tutup dibine kadar soktu. Sımsıcak Apo ve soğuk ıslak duvar arasında tost olmuş bir şekilde içimin Apo’nun muhallebi tadındaki spermleriyle dolduğunu hissettim. Sezai o anda banyoya girip bizi öyle görse bile sikimde olmazdı. Daha önce hiç bu kadar çok zevk almamıştım. Apo duştan sonra kahvaltı teklifimi kibarca reddederek çıkmıştı evden. Belki de bu kadar yakınlaşma fazla oldu diye düşünmüş de olabilir, bilmiyorum ama hiç gitmese de olur kafasını yaşıyordum ben zaten.

Elimi deliğime götürdüğümde nasıl açılmış olduğunu farkedince çok korktum çünkü hiç bu kadar büyümemişti o delik. Ne var ki bir kaç gün içinde eskisi gibi daracık olmuştu yeniden. Göt deliğinin bu elastikiyetine hayrandım. Geriye hiçbir kanıt bırakmamış oluyordum böylece. Apo’ya her zamanki gibi arkadaşça bir mesaj atıp, “Akşam için teşekkürler, çok güzeldi muhabbet”, dedim. O da eskisi gibi,”Eyvallah kanka. Görüşürüz”, demişti. Tabi bunun bir daha tekrarlanmaması gerekiyordu çünkü Sezai ile olan ilişkimin de bu yüzden heba olmasını istemiyordum. Yani sonuçta Apo ilişki yaşamayı düşünebileceğim bir adam değildi, üstelik sadece aktifti ve ben de sonuçta göt sikmeyi seviyordum. Yani istesek bile bir ilişki yürütemezdik. Ama en azından onun da gönlünü almış olduğumu düşünüyordum ona bu şekilde vererek. Umarım Apo da bir gün onu gerçekten hak eden bir pasif bulur kendine. Bunu söylerken bile kıskanıyorum ama… onun da mutlu olmasını isterim. Sezai ile beraberliğimiz beş yılını devirdi, onunla bu sırrı hiç paylaşmadım ama belki yıllar yıllar sonra hala bir arada olursak ona da anlatırım. Onu Apo’yla bir araya filan getirmedim ama sadece ismen tanıyor tabi ki, yani sadece arkadaşım olarak. Umarım sevgilim bu hikayeyi xhamster’da filan okumaz 😉 İşte Apo’yla maceram da bu kadar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir