Asker Arkadaşlığı Başkadır (Bölüm 1)
Askerlik yapmış olanlar bilir, ilk teslim olduğunuzda her şey kaostur. Saç traşı, üniforma teslimi, koğuş sistemi, tekmiller, uygun adım yürüyüşler, eğitim, mıntıka, yemekhane görevi… derken ilk birkaç hafta kafanızı kaşıyacak vakit bulamazsınız.
Üniversiteden mezun olunca, hazır ciddi bir iş uğraş da yokken aradan çıkarayım diye düşündüm, kayıttı muayeneydi derken bir sabaha karşı anadolunun bir şehrinin otogarında buldum kendimi. Değişik hisler, duygular. Acemilik için eğlenceli geçti diyebilirim, silah eğitimi, yemin töreni, koğuş makarası derken insan zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor. Yemin töreninden sonra acaba ustalık neresi olacak merakı, çarşı izninde bira içmece vs keyifli yani.
Ustalık şansıma İzmir çıktı, hem de yazın, güzel memleket. Şehrin işlek sayılan bir yerinde, büyükçe bir kışla. Kışlaya girdik, koğuşları bulduk. Uzun-kısa dönem karma kalıyoruz, bölüklerimiz de aynı. İki grup arasında biraz sürtüşme olsa da genelde uzun dönemler kısa dönemlere saygılı, hem okumuşlar gözüyle bakıyorlar, hem de yaşça büyüğüz.
Sıra geldi görevlere. Meslekten dolayı oto garajına görevlendirildim, otoyla bir alakam yok ama malum atom mühendisi televizyon sorumlusu oluyor 🙂 Tezkeresine 2 haftası kalan garaj sorumlusu bana bir-iki gün etrafı işleri gösterdi, elini eteğini çekip gitti. İş de araçları temiz tutmak, sorun varsa tamire yollamak, şöför kimliğini kontrol etmek gibi basit işler. Kapalı garaj, bir kısmı da yine içeride kapalı depo. Baktım tv var, çekyat var, şahane ortam.
Yemeklere şap konduğu şeklinde bir şehir efsanesi vardır, külliyen yalan çünkü koğuşta, banyoda çekilen 31’in haddi hesabı yok 🙂 Zaten konum İzmir merkez, nöbet kulübesinde 2 saat yolu izleyen adam bütün gün çadır dik geziyor. Ben özellikle banyoda vs göz göze gelmemeye vs dikkat ediyorum, askerde riskli bu işler. O sıra garajda işim de çok yoğun. 2 araç daha geldi, komutana gittim, bana bir eleman lazım tek başıma yetişemiyorum nöbetler de çakışıyor. Yanıma uzun dönem bir eleman verdiler. Safça bir çocuk, saygılı da, meraklı. Sabahları ona açtırıyorum depoyu, veriyorum anahtarı. Maç vs olunca yine ona bırakıyorum.
Haftasonu halısaha maçına gittim. Daha 15. dakikada ayağı burktum, baktım oynarsam sıkıntı olacak bıraktım. Dedim gideyim garaja kafa dinleyeyim, telefondan film açarım vs. Garaja geldim, bakındım kimse yok, zaten haftasonu olduğundan kışla boş. Depoya doğru gittim, kapıyı bir açtım, bizim eleman çekyata uzanmış indirmiş pantolonu, yanında telefonda porno, iki elle asılmış sikine 31 çekiyor

– Lan napıyosun?!
– Aaa-abi (pantolonu çekiyor) maça gitmedin mi?
– Lan bırak maçı asıl maçı sen oynuyosun gördük 😀
– Ya sen gelmezsin diye ya pardon çok–
– Tamam rahat ol ya bişey yok, çıkıyorum ben gelirim birazdan

Bir yandan gülüyorum, tam bir “çavuşu tokatlama” hadisesi. Bir yandan da “ne gördüm lan ben, iki elle mi asılıyordu bu” diye düşünüyorum. Kantinden iki çay aldım, döndüm depoya, toplamış ortalığı utançtan.

– Abi tekrar özür dilerim
– Ya önemli değil delikanlı adamsın da kitlesene kapıyı falan 🙂 Neyse hallettin mi işini?
– Ne işi?
– Yarım kaldı ya olm ben gelince
– Estafurullah ya yok
– Lan taşakların ağrır… Neyse sen o pornoları yolla bana bluetoothla
– Yollayayım, zaten 1 tane var
– Bi tane mi, indirsene internetten
– İnternetim yok abi..
– Oha.. İyi bi güzellik yapayım sana, benim telefonda bir sürü var, atayım mı
– Harbi mi.. Eyvallah abi sağolasın. Tekrar kusura bakma erkek adamız canımız çekiyor malum askeriz
– Hahaha biliyorum olm tamam keyfine bak, al yolladım pornoları, işini de bitir öyle kitle depoyu.
– Tamam çok sağol.

Hala yarı gülüyorum, yarı merak… Yemekhaneye gittim, maç bitmiş, makara muhabbet akşamı ettik. Gece nöbete çıktım 12-2, nöbet yeri kışladan uzak ağaçlık alan. Kurtlandım, açtım telefondan gay pornoları izlemeye başladım. Bugünkü sahne hala aklımda ama kelek iş… O an gözümde bir şimşek çaktı. LAN BENİM PORNOLAR KARIŞIKTI. Çocuğa yolladığım pornolarda gay de var, trans da! Yine çok fazla değil, aralarda belki tek tük ama… Hassiktir.

İzlemiş midir?
Birine söylemiş midir? Yok ya, 31 çekerken basıldım diyecek hali yok…
İzlemişse, bu ne amk mı demiştir yoksa
baya İZLEMİŞ midir…

Güç bela uyku.. Ertesi gün çarşı var, çıktık kahvaltı, arkası gündüz biracılığı, hafif sarhoşluk, döndük. Yat içtimasına kadar gideyim depoda takılayım. TAKTAK!
– Gel
– Abi seni arıyodum her yerde, nasılsın?
– İyiyim, noldu niye arıyodun?
– Abi dalga bilir misin (ne diyor lan bu)
– Ne dalgası? (acaba, lan?!)
– Sarmalık dalga (haaa)
– Sigara mı, evet
– Aynen, ben de sana bi güzellik yapayım dedim (cebinden paketi çıkardı)
– Ooo şahane, nerden ne iş?
– Bizim dönemden çarşıda denk geldim çocuklara oradan çözdüm.
– E yapıştır madem
– Sıkıntı olmasın burada?
– Haftasonu kimse gelmiyor biliyosun, yapıştır

Yaptı bir ufak, döndük. Bir iki muhabbet ama benim aklım hala dünde

– Ya bu sana yolladıklarıma baktın mı?
– Baktım
– (yutkundum) Orada bikaç karışık falan da vardı yanlış anlamayasın ben de dikkat etmedim atarken
– Yok sorun yok abi
– Ha gördün yani
– Gördüm de sorun değil abi kimseyi ilgilendirmez yani herkesin kendine
– Bak bu çok güzel felsefe…

Bi içim rahatladı, hem de ısındım çocuğa… Ama hala tam kestiremiyorum derken…

– Abi yanlış anlamazsan, bu bazıları var travesti de değil erkek de değil gibi?
– Ha? Evet?
– O ne iş nedir yani? (eee izlemiş işte :))
– Cd diyorlar, crossdresser yani kadın gibi giyinmiş. Vardı onlardan attığımda galiba
– Haa… evet, değişikmiş.

Muhabbeti devam ettirmek isterken baktım geç olmuş, yat içtimasına gitmemiz lazım. Kalktık kapadık depoyu, herkes koğuşuna. Bir gün önceki endişemi şimdi garip bir keyif-merak aldı. Bakalım…

—–

Bölüm 2 yakında

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir